Tedavilerimiz

Diş sağlığınız için sunduğumuz tedavi ve uygulamaları inceleyin.

İleri İmplant Cerrahisi

İleri İmplant Cerrahisi

İleri İmplant Cerrahisi İmplant Tedavisi Nedir? İmplant, eksik dişlerin tedavisinde kullanılmak üzere genellikle titanyumdan yapılan ve çene kemiğine yerleştirilen vida şeklindeki yapay diş köküdür. Doğala en yakın alternatif olan implant günümüz teknolojisiyle kişiye kolaylıkla uygulanabilen bir protez şeklidir. Diğer tedavi yöntemlerine kıyasla kişiye sağladığı en önemli avantaj, eksik olan dişin etrafındaki dişlere zarar vermemesi ve kişi tarafından doğal diş gibi rahatlıkla kullanılabilmesidir. İmplant uygulaması sonrası kişi çok hızlı bir şekilde normal hayatına dönebilir, konuşabilir ve rahatlıkla yemek yiyebilir. Kişiye hem estetik bakımından hem de ağız sağlığı açısından büyük sıkıntı yaratan eksik dişler, modern diş hekimliğinde oldukça sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi sürecinde ilk olarak çene kemiğinizin röntgeni çekilir, sonrasında çene kemiği ve dişlerin ölçüsü alınır. Ağız ve çene yapınıza uygun olarak hekim tarafından tedavi süreci başlatılır. İmplant Tedavisinin Avantajları Nelerdir? Hastaya sağladığı avantajlar sayesinde en çok kabul gören tedavi yöntemidir. İmplant tedavisinin, doğru ellerde, doğru yöntemlerle uygulanması ve kişinin de ağız hijyenine gerekli özeni göstermesi durumunda, implant çok uzun bir süre sorunsuz şekilde kullanılabilmektedir. Uygulama esnasında doğru anestezi yöntemi uygulandıysa hiçbir şekilde ağzı ya da acı hissetmezsiniz. Genellikle lokal anestezi uygulanarak işlem yapılır, ancak lokal anesteziden çekinen, fobisi olan hastalara genel anestezi uygulanarak da yapılabilmektedir. Burada önemli olan doktorunuzla karşılıklı olarak size en uygun yöntemin seçilmesidir. Diğer merak edilen konulardan biri de implant tedavisinin başarısız olma ihtimalinin olup olmadığıdır. Günümüz teknolojisinden faydalanarak uygulanan implant tedavisinin başarısız olma oranı yok denilecek kadar azdır. İleri cerrahi yöntemlerle uygulanan implant tedavisi kişiye kolaylıkla uygulanabilen ve başarı oranı %100 e yakın olan, kişi için en iyi seçeneklerden biridir. Burada ki en önemli faktörlerden biri de doktorun, kişinin çene kemiği yapısını doğru analiz edip, kişi için en uygun yöntemi seçmesi ve tedavi sürecini doğru bir şekilde planlaması olacaktır. Bütün bunlar bir araya geldiğinden implantın başarılı bir şekilde sonuçlanması ve uzun ömür olması işten bile değildir. İmplant diş tedavisinin zararı var mıdır? İmplant tedavisiyle ilgili olarak en çok merak edilen sorulardan biri herhangi bir zararı olup olmadığıdır. İmplant tedavisi vücuda hiç bir şekilde zarar vermemektedir. İmplantta tercih edilen titanyum bileşikleri vücutla uyumlu olduğundan dolayı kişide her hangi bir alerjik reaksiyona ya da yan etkiye sebep olmamaktadır.   İleri implant cerrahisi hangi durumlarda devreye girer ve nasıl uygulanır? Diş hekimlerinin en çok önerdiği tedavi yöntemlerinden biri olan implant uygulanırken çene kemiğinin yatay ve dikey olarak yeterli olması gerekmektedir. Ancak bazen kemik erimesi, çekilen dişin altında ki kist olması gibi bazı sorunlardan kaynaklı olarak kemik kalitesi ve yoğunluğu yetersiz kalabilmektedir. Bu gibi durumlarda İleri İmplant Cerrahisi devreye girmektedir. İleri İmplant Cerrahisinde Grefti Uygulamaları Öncelikle kişinin çenede ki kemik yoğunluğu ve kalitesi kemik tozu ekleyerek (kemik grefti), ALL On Four ya da ALL On Six gibi yöntemlerle artırılmakta ve akabinde implant tedavisi uygulanmaktadır. Son yılların en gözde tedavi yöntemlerinden biri olan İmplant, tek diş eksikliği ya da çoklu diş eksikliği farketmeksizin kişiye kolaylıkla uygulanabilmektedir. Diğer protez çeşitlerine göre oldukça rahat kullanılan,sağlam ve uzun ömürlü bir alternatiftir.

Daha Fazlası
Bir Günde İmplant

Bir Günde İmplant

Bir Günde İmplant Kişilerin implant tedavisinde ki en büyük çekincelerinden biri, tedavi sürecinde dişsiz olarak bekleme ihtimalleridir. Bir Günde İmplant demek, hastanın operasyon sonrası hiç bir şekilde dişsiz olarak beklememesi demektir. Kişi operasyon geçirdiği gün, ağız yapısına uygun, kendisine estetik kaygısı yaşatmayacak dişleri ile klinikten ayrılırlar. Bir Günde İmplan tek diş eksikliği, çoklu diş eksikliği hatta tüm ağız implantında dahi uygulanabilir. Bu yöntem ile kişi rahatlıkla hayatına devam edebilmektedir. Bir Günde İmplant yöntemi doğuştan diş eksikliği olanlara, damak protezini kullanmakta zorlanan hastalara, çenede kemik erimesi durumu yaşayan kişilerde rahatlıkla uygulanabilmektedir. Kemik dokusunda enfeksiyon olması ya da kişide bir takım rahatsızlıkların bulunması durumunda öncelikle implant tedavisi için uygun zemin hazırlanmalıdır. Burada ki en önemli nokta detaylı bir muayene sonrası doktorunuzun bu yöntemi onaylamasıdır. Bir Günde İmplant tedavisinin avantajları Bir Günde İmplant yönteminin kişiye sağladığı en önemli avantaj implant destekli diş uygulamasının 6-12 ay gibi bir süreden yalnızca 1 güne inmesi ve kişinin aynı gün yeni dişiyle, hiçbir estetik kaygısı olmadan hayatına devam etmesidir. Ayrıca kişiler uygulanan işlem sonrasında rahatlıkla yemek yiyebilir, konuşabilir ve günlük aktivitelerini yerine getirebilir. Operasyon sonrasında hastayı engelleyecek bir şikayet durumu meydana gelmez. Çene kemiği yeterli yoğunlukta ve yapıda olan kişiler için mucizevi bir yöntemdir. Bu kriterlere sahip olan hastaların aynı gün içinde dişleri çekilir, implant uygulanır ve hemen ardından dişleri takılır. Kişi bir gün içinde hem sağlığına kavuşur hem de yepyeni dişleri ile özgüvenleri artar. Günümüz teknolojisinin kişiye sağladığı en iyi yöntemlerden biri hiç şüphesiz Bir Günde İmplant yöntemidir. Kişi aynı gün içinde klinikten yepyeni sağlıklı dişleri ile ayrılarak, hayatına kaldığı yerden daha özgüvenli, yaşam kalitesi daha yüksek bir şekilde devam etmektedir.

Daha Fazlası
All On 4 Tedavisi

All On 4 Tedavisi

All On 4 Tedavisi All On Four tekniği (dörtlü implant sistemi) en gelişmiş implant yöntemlerinden biridir. Geleneksel yöntemlere göre oldukça gelişmiş bir teknik olan ALL On Four ileri teknolojiden faylanılan bir tedavi yöntemidir. Özellikle yaş ilerledikçe kişiler çeşitli sebeplerden dolayı diş kaybına uğrar. All On Four tekniği tam diş kaybı yaşayan hastalar için diş hekimleri tarafından en çok önerilen ve uygulanan tedavi yöntemlerinden biridir. Bu tekniğin uygulanmasına karar verilmeden önce, ilk olarak hekim detaylı bir muayene yapar. Alt ya da üst çene de problem oluşturan çürük, kırık dişler çekilerek temizlenir ve bu şekilde hasta implant tedavisi için zemin hazırlanır. Çene kemiği ile kaynama sağlaması çok önemli olan bu teknikte hekim kontrolü büyük rol oynar. Ayrıca All On Four tekniği diğer protezlere göre daha uygun maliyetli bir tedavi seçeneğidir. All On 4 Tekniği maliyeti azaltır mı? Çenede kemik erimesi olması durumunda implant tedavisi için ileri cerrahi tekniklerine ihtiyaç duyulur. Bu da hasta için uzun bir süreç ve yüksek maliyet demektir. Ancak hekimin uygun görmesi durumunda, All on Four tekniği ile hem süreç kısaltılır hem de maliyet düşürülür. All On Four tekniğinde sabah hastaya implantları yerleştirilir ve akabinde geçici sabit protezlerine kavuşurlar. 3-4 aylık bir süre sonunda da hasta esas kalıcı protezlerine kavuşmuş olur. Sonuç olarak bu teknik ile hastalar hayatlarına dişsiz olarak devam etmek zorunda kalmazlar. Oldukça konforlu bir tedavi yöntemi olan All On Four lokal anestezi işlemi ile gerçekleştirilmektedir. Doktorun uygun görmesi durumunda, kemik grefti ihtiyacını ve hasta için oluşabilecek zaman kaybını önleyerek kişi için en iyi tedavi seçeneklerinden biridir. Toparlamak gerekirse All On Four tekniğinin kişiye sağladığı avantajlar şu şekildedir: Ağzında hiç dişi kalmamış kişilerin tek bir operasyonla aynı gün içinde dişlerine kavuşmasını sağlar. Tekli implant sayısı azaldığından dolayı maliyet ciddi şekilde düşer. Kemik tozu ilavesi yapılmadan operasyon gerçekleştirilir. Tedavi süresinin kısa olmasından dolayı hastaya büyük ölçüde zaman kazandırır. Bundan dolayı çalışanlar ya da şehir dışından ya da yurt dışından gelen kişiler için en uygun tedavi seçeneklerinden biridir. Bakımı ve temizliği oldukça kolaydır.

Daha Fazlası
All On 6 Tedavisi

All On 6 Tedavisi

All On 6 Tedavisi All On Six implant tekniği (altılı implan sistemi) çeşitli nedenlere bağlı olarak diş kaybı oluşmuş olan kişilere, 6 tane implantın yerleştirilmesiyle uygulanan bir tedavi tekniğidir. Kişiye hem zaman kazandıran bir tekniktir hem de maliyeti diğer protez tekniklerine daha düşüktür. Bu tedaviği tekniği hiç dişi olmayan kişilerin bile bir gün içinde yepyeni dişlerine kavuşmasını sağlar. Genellikle çeşitli sebeplerden dolayı çoklu diş kaybına kişilerde uygulanan bir diş prosedürü olan All On Six kişinin dişlerini yeniden yapılandırmak için en çok tercih edilen tekniklerden biridir. En gelişmiş tekniklerden biri olan All On Six çoklu diş kaybına uğramış kişiler için hekimin uygun görmesi halinde biçilmiş kaftandır. İşlem yapılmasına engel bir durum yok ise hekim tarafından en çok tercih edilen tedavi tekniklerinden biridir. All On 6 tekniği kişiye ne gibi faydalar sağlar? Tedavi süreci diğer tekniklere göre daha kısadır. Çıkarılabilen protezlerin kullanılmasına gerek kalmaz. Komplikasyon oluşturma riski oldukça düşüktür. Diğer tedavi tekniklerine göre maliyeti daha düşüktür. İşlem sonrası hastalar günlük rutinine hemen dönebilir. İleride çenede oluşabilecek kemik kaybını önleyeceğinden dolayı hem yüzü daha genç gösterecektir hem de ağız sağlığının korunmasına yardımcı olacaktır. Bakımı ve temizliği oldukça kolaydır. Uzun ömürlüdür. Doğal görünümlü olduğundan kendi dişleriniz gibi görünecektir. İleri teknolojiden faydalanan kişinin 1 günde çoklu eksik diş sorunundan kurtulmasını sağlayan mucizevi tekniklerin başlarında gelmektedir. All On Six tekniği uygulanmadan önce hekim hastayı detaylı bir şekilde muayene eder ve problemli dişleri çekerek ve mevcut sorunlar giderilerek tekniğin uygulanması için ağız uygun hale getirilir. All On Six tekniğinde hekimin öngörüsü çok önemli bir yer tutar. Hekim hastanın işlem için uygun olduğuna karar verir ise ilk olarak hastaya implantları yerleştirilir, hemen akabinde geçici protezleri takılır. Böylelikle kişinin dişsiz bir şekilde kalmadan günlük hayatına devam etmesi sağlanır. İşlemden yaklaşık 3-4 ay sonra kişiye asıl protezleri takılır. Protez uygulamalarında en konforlu olan tekniklerden biri hiç şüphesiz All On Six tekniğidir. Bu teknik ile kişi doğal ve sağlıklı dişlerlerine kavuşur ve hayatına hiçbir estetik kaygısı olmadan özgüvenli bir şekilde devam eder.

Daha Fazlası
Kemik Erimelerinde İmplant Tedavisi

Kemik Erimelerinde İmplant Tedavisi

Kemik Erimelerinde İmplant Tedavisi Çene kemiği neden erir? Uzun süreli protez kullanımı, uzun süre tedavi edilmeyen diş eti iltihapları, diyabet, eksik dişler, sigara ve alkol kullanımı ya da genetik faktörler gibi nedenler dolayı kişilerde çene kemiği erimesi sık karşılaşılan durumlardan biridir. Kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bu durum ileri implant cerrahi teknikleri sayesinde artık hastaların kabusu olmaktan çıkıyor. Çene kemiği erimesinde tedavi yöntemleri nelerdir? Çene kemiğinde meydana gelen erime, implant için kemiği yetersiz duruma sokar. Hastaya uzun ömürlü bir implant tedavisi uygulanabilmesi için, implantın çevresinde minimum 1mm dokular tarafından tutulması ve yeterli uzunlukta kemik desteğine ihtiyaç vardır. Greft Uygulaması Doktorun muayene sırasında yetersiz kemik desteği tespit etmesi durumunda, öncelikli olarak doktorun karar vereceği çeşitli tekniklerle yeni kemik oluşumu için tedavi süreci başlatılarak, çene kemiği implant tedavisine hazırlanır. Çene kemiği erimesi bulunan hastalarda en çok tercih edilen yöntemlerden biri greft adı verilen kemik tozu uygulamasıdır. Ortalama yarım saat süren operasyon ile çene kemiği implant uygulanabilecek hale getirilir. Greft tekniği dışında ileri kemik erimesi durumlarında, All On 4 İmplant Uygulaması, All On 6 uygulaması,Box tekniği gibi hekimin detaylı muayene sonrasında tercih edebileceği tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Dişte kemik erimesi görülmesi durumunda en önemli olan şey zaman kaybetmeden tedaviye başlanması gerekmektedir. Oldukça sık karşılaşılan bir durum olan kemik erimesi tedavi sonrasında eski haline geri dönebilmektedir.

Daha Fazlası
PRF-Box Tekniği

PRF-Box Tekniği

PRF-Box Tekniği Dr. Dt Tolga Gülçiçek 2013 yılında İtalya Parma’da Poliambulatorio Dalla Rosa Prati Hastanesi’nde Dr. Andrea Menoni’nin davetisi olarak pek çok ameliyata katıldı. Dr. Menoni tarafından geliştirilen BOX TECHNIQUE isimli yeni bir kemik augmentasyon cerrahisini bizzat Dr. Anrea Menoni ile çalışarak öğrendi ve uygulamayı Türkiye’ye getirdi. Beyin cerrahisinde de kullanılan özel bir cihaz ile uygulanan bu yöntemde implant yapılamayacak derecede ciddi boyutlarda çene kemiği erimesi olmuş hastalarda yeniden kemik oluşturulmakta ve implant yapmak mümkün olmaktadır.

Daha Fazlası
Çene Cerrahisi

Çene Cerrahisi

Çene Cerrahisi Çene, ağız ve yüz bölgelerinde ortaya çıkan sorunların bir çoğuyla çene cerrahisi ilgilenmektedir. Günümüz koşullarında oldukça gelişmiş olan çene cerrahisi kişinin çene ,ağız ve yüz bölgelerinde oluşan problemlerin üstesinden kolaylıkla gelmektedir. Bu bölgelerle ilgili oluşan ve oluşabilecek hemen hemen her türlü sıkıntılı durum çene cerrahisi tarafından tedavi edilerek, hastaların eski sağlıklarına kavuşmasını sağlamaktadır. Çene cerrahisi nedir? Çene cerrahisi, doğumsal anomalileri,yumuşak doku ve kistik yapıların çıkarılması, gömülü dişlerin çekilmesi, çene kırıkları, çene eklemi ve çene kemiğinde oluşan sorunların, dişlerde aşınma gibi durumların giderilmesi için gerçekleştirilen operasyonları, lokal anestezi ya da genel anestezi altında gerçekleştiren bölümdür. Çene cerrahisi Çene cerrahisi , çene, yüz bölgesi ve ağızda meydana gelen her türlü patolojik kaynaklı sorunla ilgilenmektedir. Doğuştan ya da sonradan oluşan bozukluklarda, tedavi geciktirildiği takdirde hasta da konuşma bozukluğu gibi ciddi anlamda sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Çene cerrahisinde hangi işlemler yapılır? Dudak ve yarık damak tedavileri Diş ve çeneyle bağlantılı olan sinüs patolojileri ve tedavileri Çenede oluşan kistik yapılan çıkarılması Çene kırıkları tedavisi Gömülü dişlerin çekilmesi İmplant cerrahisi Ağız ve çene bölgesinde ki estetik bozukluklara neden olan deformasyonların düzeltilmesi Protez ve implant öncesi yumuşak ve sert dokuların düzeltilmesi Kemik tozu (greft) uygulamaları

Daha Fazlası
Gülüş Tasarımı

Gülüş Tasarımı

Gülüş Tasarımı Kişinin hayata karşı duruşunu belirleyen en önemli özelliklerinden biri gülüşüdür. Ancak bazen gerek doğuşsal olarak gerekse ağız sağlığıyla ilgili oluşan sorundan dolayı hoş olmayan bir görüntüye sahip olunabiliyor. Kişinin özgüvenini ve konforunu çok önemli ölçüde etkileyen bu durum estetik diş hekimliği sayesinde artık kişinin kaderi olmaktan çıkıyor. Günümüzde sıklıkla tercih edilen bir uygulama haline gelen gülüş tasarımında doktorun hasta ile olan iletişimi ve analizi çok büyük önem taşımaktadır. Gülüş tasarımı yaptırmak isteyen kişinin hekim tarafından, kendi istek ve beklentilerinin yanında doktorun muayenesi sonucu ağız ve çene yapısına uygun bir şekilde yönlendirilmesi kusursuz bir gülümsemeye sahip olmanın altın kuralıdır.house clients…courteously, responsively. Gülümsemeniz artık kaderiniz değil! Mükemmel bir gülümsemenin kişiye sosyal yaşamında ciddi anlamda başarı ve mutluluk getirdiği istatiksel bir gerçektir.Araştırmalara göre dişlerinden memnun olmayan kişilerin, gülüş tasarımı sonrası yüz simetrilerine uygun şekilde yeni dişlerine kavuşması sonucunda özgüvenlerini tekrar geri kazandıkları gözlemlenmiştir. İnsanın kendisini güzel ve iyi hissetmesi kişiyi bambaşka yerlere taşıyabilir. Mükemmel bir gülüş için dişlerin yalnızca simetrik bir biçimde dizilmesi asla yeterli değildir. Gülüş tasarımı yaptırmak isteyen kişinin diş eti seviyesi, sosyal statüsü, karakteri, cinsiyeti, yaşı ve bunun gibi birçok unsur hekim tarafından göz önünde bulundurulmalı ve iyi bir şekilde analiz edilmelidir. Sonrasında kişinin isteklerini de dikkate alarak ona en uygun olacak, doğal bir gülümseme için tasarım aşamasına geçilmelidir. Güzelliğin tanımı yapılırken akıllara gelen ilk unsurlardan biri kusursuz bir gülümsemedir.Günümüzde modern diş hekimliğinde kullanılan teknik materyaller kişinin beklentisini fazlasıyla karşılamaktadır. Gülüş tasarımının temel amacı kişiye yapılan uygulama sonrasında tamamen doğal bir görünüme ulaşmalarını sağlamaktadır. Kişinin iskelet yapısı, yüz hatları, ağız şekli gibi faktörler göz önünde bulundurularak uygulanan gülüş tasarımı ile altın orana sahip bir gülümseme amaçlanmaktadır. Gülüş tasarımı uygulamasının süresi ne kadardır? Gülüş tasarımı ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri tedavi süresidir. Günlük koşturmalar arasında kişiler mükemmel gülümsemeye sahip olmak için ne kadar zaman ayırmaları gerektiğini doğal olarak merak etmektedirler. Uygulama süresini belirleyen en önemli unsur kişinin ağız yapısıdır. Dişlerin tasarım kısmına geçmeden önce hekim tarafından detaylı muayene yapılır ve var olan problemler giderilir. Var olan problemler giderildikten sonra gülüş tasarımı tek seansta da uygulanabilir, duruma göre birkaç kez kliniği ziyaret etmeleri de gerekebilmektedir. Gülüş tasarımı kişiye ne gibi avantajlar sağlar? Gülüş tasarımının kişiye sağladığı en önemli avantajların başında, kendilerine olan güvenin artması gelmektedir. Kişiler yaş aldıkça yer çekimine yenik düşmeye başlarlar. Bunun sonucunda da yüz hatlarında belirgin değişiklikler meydana gelir. Ağız bölgesinde olan sarkmalar, kırışıklıklar boy göstermeye başlayınca dişlerin daha az görünmesi kaçınılmaz olacaktır. Estetik diş hekimliği burada devreye girerek sizi belki de olduğunuzdan daha yaşlı gösteren bu durumun önüne iyi tasarlanmış bir gülümsemeyle geçebilir. Gülüş tasarımı yaptırmak isteyen kişi, detaylı muayene sonrasında bir çok problemi de tedavi ettirerek mükemmel gülümsemeden önce sağlıklı bir ağza sahip olur. Kişi kendisini rahatsız eden görüntüden kurtulur ve hiçbir şekilde estetik kaygısı olmadan harika bir gülümsemeye sahip olur. Gülüş tasarımının ömrü ne kadardır? Gülüş tasarımında merak edilen diğer bir konu ise bu tasarımın ömrünün ne kadar olduğudur. Bu soruya kesin ve net şekilde cevap vermek doğru değildir. Ancak kişinin gerekli özeni göstermesi ve ağzına iyi bakması durumunda , uygulama sırasında kullanılan porselen lamine veneer ya da kuron gibi kaplamaların 10 yıl ya da daha fazla kullanılması beklenmektedir.

Daha Fazlası
Estetik Diş

Estetik Diş

Estetik Diş Güzellik olgusunun temel taşlarından biri hiç şüphesiz yüz şekli ve çene kemiği ile uyumlu altın orana sahip dişlerdir. İnci gibi dişlerle, ışıldayan bir gülümseme herkesin hayalidir. Bazen doğumsal sebeplerle bazen ise sonradan meydana gelen problemlerden kaynaklı olarak dişler estetik görünümden uzaklaşabilir ve kişinin hoş olmayan bir görüntüye sahip olmasına neden olabilir. Bu durum kişinin hem sosyal yaşantısını etkiler hem de büyük oranda özgüvenini düşürerek yaşam kalitesinin etkilenmesine neden olur. Yapılan araştırmalar gülümsemesine güvenen, güzel dişlere sahip olan kişilerin hayatta daha başarılı ve mutlu olduklarını göstermektedir. Bazen dişlerinden memnun olmayan kişiler, dişlerini göstermekten çekinirler, hatta elleriyle ağızlarını kapatma gereksinimi dahi duyabilirler. Hayalinizdeki Dişlere Ulaşın Estetik diş hekimliği, kişiyi bu memnuniyetsizliğinden kurtararak, kişiyi hayalindeki dişlere kavuşmasını sağlamaktadır. Yapılacak diş tasarımının altın orana ulaşması için kişinin yaşı, çene yapısı, yüz hatları, diş etleri, cinsiyet gibi bir çok kriterin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Estetik diş uygulamalarında hekim ve hastanın karşılıklı olarak ortak bir noktada buluşması, kişinin hekim tarafından doğru yönlendirilmesi iyi bir sonuca ulaşmanın yapı taşlarıdır. Kişinin kendine olan güvenini zedeleyen eksik, kırık ya da ağız yapısıyla uyumlu olmayan, orantısız dizilime sahip dişler Estetik diş hekimliği ile günümüzde kader olmaktan çıkıyor ve kişiyi hayal ettiği doğal, sağlıklı yepyeni dişlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlanıyor. Estetik diş hekimliğinde ki en önemli kriterlerden biri doğal görünüme ulaşmaktır. Diş estetiğinde amaç kişinin beklentilerini karşılayacak, rahat kullanabileceği, yapaylıktan uzak,doğru dizilim ile birlikte kişiyi sağlıklı ve doğal dişlerine kavuşmasını sağlamaktır. Estetik diş hekimliği kişinin ihtiyacına göre hekim tarafından tercih edilecek birçok teknik içermektedir. Kişinin beslenme alışkanlıkları, gün içinde tükettiği çay ve kahve, sigara ve alkol kullanımı dişlerin zaman içerisinde sararmasına ve aşınmasına, eksik dişler çene yapısının bozulmasına neden olabilmektedir. Ortaya çıkan bu problemler kişiye hem estetik kaygısı yaşatır hem de ağız sağlığının bozulmasına sebep olur. Estetik diş hekimliğinin kişiye sağladığı en büyük avantaj hayal edilen dişlere ulaşılmasını sağlarken, aynı zamanda kişinin ağız sağlığına tekrar kavuşulması sağlanıyor. Dişler tasarım aşamasına geçilmeden önce, hekim tarafından detaylı bir muayene yapılır. Öncelikle dişlerde var olan problemler giderilir. Diş Estetiği nasıl yapılır? Dişlerinden memnun olmayan kişilerin en çok merak ettiği şeylerden biri nasıl yapıldığıdır. Diş estetiği sürecinin nasıl ilerlediği, ne gibi işlemler yapıldığı kişinin kafasını kurcalayan sorulardır. Diş estetiği yaptırmak için hekime başvuran kişiye öncelikli olarak detaylı bir muayene yapılır ve dişlerde ki mevcut olan problemler giderilir. Sonrasında kişinin ağız ve diş fotoğrafları çekilir ve ölçüleri alınır. Hekim tarafından kişinin rahatsızlık duyduğu noktalar göz önünde bulundurularak, tasarım gerçekleştirilir. Diş estetiğinde ne gibi işlemler uygulanır? Diş estetiğinde yapılan işlemler tamamen kişinin ihtiyacına yönelik olarak şekillendirilir. Diş estetiği uygulamalarıında dişler, diş etleri, yanak ve dudak gibi bölgelerde kişinin ihtiyaçları belirlenir. Eğer hekim tarafından uygun görülürse tüm bu bölgelere işlem uygulanabilir ya da çok küçük dokunuşlarla işlem tamamlanabilir. Bu tamamen kişinin dişlerinin rengi, şekli, eksik diş olup olmaması, diş eti uzunluğu gibi faktörlere bağlı olarak tedavi planlaması yapılır. Diş estetiğinde, diş eti yukarıya alınabilir, ihtiyaç varsa dudak bölgesine dolgu uygulanabilir ya da dudak çevresindeki ince çizgi ve kaslara botoks yapılabilir. Kimi zaman da bu işlemlerin hiç birine gerek duyulmaz ve sadece zirkonyum, lamine gibi protetik uygulamalarla tasarım tamamlanır.

Daha Fazlası
Diş Beyazlatma

Diş Beyazlatma

Diş Beyazlatma Gün içinde tüketilen kahve , çay, sigara kullanımı, antibiyotik kullanımı gibi durumlar dişlerde renk değişimlerine ya da lekeler oluşmasına yol açmaktadır. Çok sık karşılaşılan bu durumdan kurtulmak oldukça kolay, acısız ve kişinin çok fazla zaman ayırmasını gerektirmeyen bir uygulamadır. Hekim tarafından uygulanan diş beyazlatma uygulamalarında diş rengi 5-6 tona kadar açılabilmektedir. Estetik görünümün en önemli unsurlarından biri hiç şüphesiz beyaz dişlere sahip olmaktır. Herkesin hayali olan bembeyaz dişlere sahip olmak için kişiler sıklıkla diş beyazlatma yöntemlerine başvurmaktadır. Dişlere zarar verir mi? Diş beyazlatma konusunda kişilerin aklına takılan soruların en başında, uygulanan işlemlerin dişlere zarar verip vermediği gelmektedir. Beyazlatma işlemlerinde çok az da olsa dişlerde hassasiyet oluşabilmektedir. Soğuk ve sıcak yiyecek, içeceklere karşı oluşan bu hassasiyetin 24-48 saat içinde sona ermesi beklenmektedir. Sonuç olarak hekim tarafından uygulanan diş beyazlatma işlemleri dişlere hiçbir şekilde zarar vermemektedir. Merak edilen diğer bir konu ise beyazlatma sonrası kalıcılığın ne kadar süre olduğudur. Beyazlatma işleminin maalesef kalıcı bir etkisi yoktur ancak dişler her zaman eskisine nazaran daha beyaz olacaktır. Diş beyazlatma işlemi nasıl uygulanır? Hekim tarafından ilk olarak dişlerin üzeri temizlenerek dişin kendi rengi ortaya çıkarılır. Sonrasında çeşitli kimyasallarla hem dişin rengi açılır hem de dişteki hassasiyet giderilir. Son olarak dişlere ışın verilerek diş beyazlatma uygulaması sonlandırılır. Tüm bu işlem dişlerin durumuna göre yaklaşık 1-2 saat sürebilmektedir. İşlem sonrasında kişi hayal ettiği daha beyaz, ışıldayan dişlere sahip olur. Zamanla, yediğimiz, içtiğimiz şeylerden dolayı renk kaybolmaya başlar. Bunun için belirli bir süre belirtmek doğru değildir. Beyazlatma işleminin ne kadar süre gideceği tamamen kişinin beslenme alışkanlıkları, ağız bakımı, sigara, alkol ve antibiyotik kullanımı gibi durumlara bağlıdır. Beyazlatma işlemi 6 ay ya da 1 yılda bir hekim tarafından desteklenirse kalıcılığı artacaktır.

Daha Fazlası
Kanal Tedavisi

Kanal Tedavisi

Kanal Tedavisi Kanal tedavisi, enfekte olmuş ya da ileri derece çürümüş dişleri kurtarmak için uygulanan tedavi yöntemlerinden biridir. Dişin çekilmesine gerek kalmadan, tedavi edilmesini sağlayan kanal tedavisi hekimler tarafından oldukça sık kullanılan bir tedavi çeşididir. Hangi durumlarda kanal tedavisi uygulanır? Hekimin, hastaya kanal tedavisi uygulamak istemesinin bir çok nedeni olabilir. Ancak en sık karşılaşılan sebep, diş çürüklerinin zamanında tedavi edilmemesidir. Bu durumunda çürük derinlere doğru ilerleyerek sinirlerde iltihaplanma meydana gelmesine sebep olur. Bu noktaya gelindiğinde dolgu tek başına yeterli olmayacaktır, kişi ciddi şekilde ağrı yaşamaya başlayabilir. Meydana gelen bu ağrı kişiyi konforundan ve sosyal yaşantısından alıkoyacak boyutlarda olabilir. Kanal tedavisi Diş ağrısı genellikle gece saatlerinde şiddetini arttırır, bu da kişinin uyku düzeninin bozulmasına, yeterince dinlenememesinden kaynaklı olarak gün içinde ki yaşam kalitesinin düşmesine neden olan bir durumdur.Kanal tedavisi, kişiyi yaşadığı şiddetli ağrıdan, dişi ise çekilmekten kurtaran ve kolaylıkla uygulanabilen bir tedavi yöntemidir. Kanal tedavisi nasıl uygulanır? Kanal tedavisinde ilk olarak diş uyuşturulur, sert dokunun içindeki kök kanalında bulunan pulpa denilen yumuşak doku ve diş siniri çıkarılarak temizlenir ve hemen ardından dolgu yapılır. Böylelikle dişin tekrar kullanılması sağlanmaktadır. Eğer kişi kanal tedavisini yaptırmayı geciktirirse, dişin çekilerek tedavi edilmesi kaçınılmaz olacaktır.   Kanal Tedavisi dişi öldürmez, kurtarır! Halk arasında kanal tedavisinin dişi öldürdüğüne dair yanlış bir inanış bulunmaktadır. Bu inanış hiç bir şekilde doğruyu yansıtmadığı gibi, tam tersine kanal tedavisi dişi kurtararak kişinin dişini rahatlıkla , eskisi gibi kullanmasına olanak sağlamaktadır. Gerçeği yansıtmayan diğer bir yanlış inanış ise kanal tedavisi yapılan dişin ömrünün kısaldığıdır. Doğru bir şekilde uygulanan kanal tedavisi, dişin eski fonksiyonuna geri dönmesini sağlar ve kişi doğru ağız bakımını yapar ve hijyenini sağlarsa kanal yapılan diş bir ömür boyu kullanılabilir.

Daha Fazlası
Dolgu Diş

Dolgu Diş

Dolgu Diş Diş dolgusu, çeşitli sebeplerden dolayı dişlerde meydana gelen kırılma, çürüme, çatlama gibi problemlerin giderilmesi amacıyla çeşitli materyallerle restore edilmesidir. Problemli dişlere eski fonksiyonlarını kazandırmak için uygulanan basit bir yöntem olmasının yanında uygulaması oldukça kolaydır ve bu tedavi yöntemiyle kişinin diş kaybına uğramasının önüne geçilmektedir.. Yetersiz ağız hijyeni, alkol ve sigara kullanımı, genetik faktörler, beslenme şekli gibi birçok nedene bağlı olarak dişlerde zamanla çürümeler meydana gelebilir. Diş dolgusu nasıl yapılır? Hekim tarafından hastaya diş dolgusu yapılmasının uygun görülmesi durumunda, ilk olarak kişiye lokal anestezi uygulanarak, dişin çürük kısmı temizlenir ya da daha önceden yapılmış mevcut bir dolgu var ise çıkartılır ve diş dolgu uygulaması için diş uygun hale getirilir. Sonrasında oluşan boşluk uygun malzeme ile doldurularak, diğer dişlerle olan uyumu kontrol edilir ve işlem tamamlanır. Diş dolgusu sonrasında ağrı olur mu? Diş dolgusu tedavisi sonrasında dişlerde 12 saate kadar ağrı ve hassasiyet olabilir. Bu durum normal kabul edilir ve ağrı yaşayan kişilere hekim tarafından hafif bir ağrı kesici önerilebilir. Sonrasında ağrının geçmesi ve kişinin normal bir şekilde yiyip, içebilmesi ön görülmektedir. Hamileyken dolgu yapılır mı? Hamile olan kişilerin en çok merak ettiği soru kesinlikle hamileyken yapılan dolgunun bebeğe herhangi bir zararı olup olmayacağıdır. Hamilelik döneminde ortaya çıkan diş problemleri oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Sanılanın aksine dişe yapılan dolgunun bebeğe herhangi bir zararı dokunmamaktadır. Gebeliği takip eden doktorun onayı alındıktan sonra gebeliğin her döneminde diş dolgusu yaptırılabilir. Ancak kişinin eğer gebelik gibi bir planı var ise öncesinde diş muayenesi yaptırarak var olan sorunların giderilmesi doğru bir hareket olacaktır.

Daha Fazlası
Diş Eti Hastalıkları

Diş Eti Hastalıkları

Diş Eti Hastalıkları Diş eti hastalıkları ile ilgilenen bölüme periodontoloji denilmektedir. Bir çok nedene bağlı olarak zaman zaman diş etlerinde problemler ortaya çıkabilir. Diş kayıplarının yaklaşık olarak %70 inden diş eti hastalıkları sorumlu olmaktadır. Diş eti hastalıklarının belirtileri nelerdir? Diş etlerinde meydana gelen şişlikler,apseler, kızarıklıklar Diş etlerinde meydana gelen çekilmeler Sıcak ve soğuk yiyecek, içeceklere karşı hassiyet duyulması Diş fırçalama sırasında meydana gelen kanamalar Diş ağrısı Ağız kokusu Diş eti hastalıkları nedenleri nelerdir? Diş etlerinin hastalanması bir çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Ancak en çok karşılaşılan nedenler şu şekildedir; Beslenme şekli Sigara ve alkol tüketimi Hormonel dengesizlikler Stres Dişleri sıkmak ve gıcırdatmak Kullanılan bazı ilaçlar Dişlerde oluşan bakteriyel plaklar Vitamin eksikliği Diyabet Diş Eti hastalıkları nasıl tedavi edilir? Diş eti hastalıklarının tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Erken müdahale edilen diş eti rahatsızlıklarının büyük bir çoğunluğunda cerrahi bir işlem uygulanmasına gerek olmamaktadır. Ancak diş etinde meydana gelen problemlerinin tedavisi ertelendiğinde, zaman kaybı olduğunda tedavi süreci de doğru orantılı olarak uzayabilmektedir ve cerrahi müdahalelere gerek duyulabilmektedir. Kişi diş eti hastalıkları ile ilgili herhangi bir belirti yaşıyorsa zaman kaybetmeden hekime başvurmalıdır. Aksi halde diş eti hastalıkları diş kaybına dahi yol açabilmektedir. Başlangıç seviyesinde yakalanan problemlerin tedavilerinde çoğunlukla diş ve kök yüzeyi temizlenerek kişiye ağız hijyenini nasıl yapacağı anlatılır. Dişlerde ki çürüklerin dolgu ya da kanal tedavisi ile sorunların giderilmesi sağlanır. Yirmi yaş dişleri çekilebilir. Bu tedavilerle diş eti yeniden büzülür ve dişe adapte olarak rahatsızlık ortadan kalkar. İleri seviyede ki diş eti rahatsızlıkları için çoğunlukla cerrahi işlemlerin uygulanması gerekebilmektedir. Sorunun nedenine göre hekim tarafından grefti operasyonları, diş eti kaldırılarak yapılan iltihaplı dokuların uzaklaştırılması gibi bir çok teknik ve tedavi yöntemi uygulanabilir. Diş eti hastalıklarının hangi yöntem ve tekniklerle tedavi edileceği, tamamen diş etlerinin durumuna bağlı olarak hekim tarafından planlanmaktadır

Daha Fazlası
Porselen Zirkon Kaplama

Porselen Zirkon Kaplama

Porselen Zirkon Kaplama Günümüzde kişilerin estetik diş hekimliğine olan ilgili her geçen gün artmaktadır. Kişinin dişlerinden memnun olmaması ve estetik kaygısı yaşaması, sosyal yaşantısını önemli ölçüde etkilemektedir. Herkesin hayali olan ışıldayan bir gülümsemenin altın kuralı kişinin sağlıklı, çene yapısına uygun, beyaz dişlere sahip olmasıdır. Hal böyle olunca her geçen gün kişilerin lamine kaplamalara olan ilgisi artmakta ve hayal ettikleri dişlere sahip olmak için diş hekimlerinin kapılarını çalmaktadırlar. Estetik diş hekimliğinin gelişmesi ile birlikte hekimler tarafından en çok uygulanan işlemlerden biri lamine kaplamalar olmaktadır. Lamine uygulamaları Klasik porselen kaplamalardan farklı olarak, lamine kaplamalar da dişlerin gereğinden fazla kesilmesi, törpülenmesi gerekmemektedir. Bundan dolayı da lamine kaplamalara olan talep her geçen gün artmaktadır. Lamine uygulamalarında tercih edilecek materyel genellikle kişinin tercihine göre seçilir. Porselen ya da zirkon kaplama uygulaması yaptırırken kişi her iki materyelinde avantaj ve dezavantajları hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Porselen mi, Zirkonyum mu? Lamine kaplama yaptırmaya karar veren kişinin en çok merak ettiği şey porselen mi yoksa zirkonyum kaplama mı yaptırması gerektiğidir. Porselen kaplamanın zirkonyum kaplamaya göre en büyük avantajı kişi için daha düşük maliyetli olmasıdır. Ancak porselen kaplama metal destekli olduğundan diş eti ile bire bir uyum sağlamakta zorlanabilir. Bunun sonucunda da beslenme sırasında yemek aratıkları aralara girerek dişlerde çürümeye neden olabilir. Zirkonyum kaplama ise porselen kaplamaya göre daha maliyetli bir uygulamadır. Fakat ışık geçirgenliği porselene göre çok daha fazladır. Bundan dolayı da doğala en yakın görünümün elde edilmesine olanak sağlar. Ayrıca zirkonyum kaplamaların diş eti ile olan uyumu porselen kaplamaya göre çok daha iyidir neredeyse bire bir uyum sağlamaktadır. Bu nedenden dolayı da diş hekimleri tarafından daha çok tercih edilmektedir. Dayanıklılık açısından da değerlendirmek gerekirse Zirkonyum, porselene göre güçlü yapıdadır. Diş ve diş etiyle birebir uyum sağlaması, sıcak, soğuk geçirgenliği kişinin doğal dişleriyle neredeyse aynı olacaktır. Porselen kaplamaların süresi 15-20 yıl gibi bir süre dir. Bu sürenin belirlenmesi tamamen kişinin dişlerine olan bakımı ile ilgilidir. Zirkonyum kaplamalrın kullanım süresi ise 5-15 yıl arasındadır. Ancak kişinin iyi bir ağız bakımı ve hekim kontrolleri ile çok daha uzun sürede kullanılabilmektedir. Yani her iki kaplama çeşidinde de kaplama yaptıran kişinin ağız hijyenine büyük önem vermesi gerekmektedir.

Daha Fazlası
Lamine Kaplama

Lamine Kaplama

Lamine Kaplama Lamine kaplama diğer tekniklere göre dişin en az törpülenerek kaplamanın uygulandığı yöntemdir. Latincede ”Yaprak Kaplama” olarak adlandırılan Lamine kaplama sağlam diş üzerine ince bir tabaka halinde uygulanır. Bu teknik hem kişiyi estetik kaygılarından uzaklaştırır, hem de işlem uygulanmadan önce ağız içinde var olan tüm problemler giderildiği için kişi sağlıklı bir ağza kavuşmuş olur. Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle kişiler için hekimler bir çok tedavi seçeneği sunabilmektedir. Dişlerinin görünümünden memnun olmayan kişiler için en uygun ve en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan Lamine Kaplama ile kişi hem hayal ettiği beyazlıktaki dişlere kavuşur hem de sağlıksız görünen dişleri yerine ışıldayan dişlere sahip olur. Lamine Kaplamanın kişiye sağladığı avantajlar nelerdir? Kişiye sağladığı en önemli avantaj dişlerin çok az törpülendiği için doğala çok yakın bir görüntü sağlar. Çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkan diş taşı oluşumunu en aza indirir. eğinden fazla şekilde küçültülmesine gerek duyulmaz. Estetik olarak mükemmele yakın bir görünüm sağlar. Basit bir müdahele ile, kısa süre içinde uygulanan bir işlemdir. Kullanılan materyalin oldukça ince olmasına rağmen, diş minesinin üzerine uygulandığında direnci oldukça kuvvetli bir hal alır. Dişlerin doğal yapısı bozulmaz. Lamine Kaplama kimlere uygulanır? Lamine kaplama en çok ön dişlerinden memnun olmayan kişiler için tercih edilen tekniklerden biridir. İlk olarak lamine kaplama yapılacak kişinin 18 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Çene bozukluğu olmayan ya da ileri derecede diş eti çekilmesi olmayan kişilere uygulanabilir. Estetik olarak diş teli tedavisini tercih etmeyen kişilere uygulanabilir. Diş beyazlatma işlemlerinden sonuç alınamadığı durumlarda tercih edilir. Aralıklı dişlere sahip olan kişilere uygulanabilir. Lamine diş kaplamasıyla ilgili en çok merak edilen sorulardan biri de kullanım süresinin ne kadar olduğudur. Lamine diş kaplaması değişim gerektirmez ve kişiler genellikle ömürlük olarak dişlerini kullanabilmektedirler. Ancak kaplamanın kullanım süresi için kişinin tırnak yeme alışkanlığının olup olmadığı, yada kalem ısırma, diş sıkma, diş gıcırdatma gibi alışkanlıklarının olmaması gerekmektedir. Lamine Kaplama uygulaması nasıl yapılmaktadır? Lamine diş kaplaması yaptıracak kişinin öncelikli olarak detaylı muayenesi yapılır ve çürük ya da başka bir problem var ise tedavi edilerek uygulama için zemin hazırlanır. Sonrasında kaplamının rengine ve formuna karar verildikten sonra ölçü alınır ve hasta klinikten ayrılır. Yaklaşık 5-6 gün sonrasında kaplamaları hazır olur ve kişi ikinci kez kliniği ziyaret ettiğinde kaplamaları dişlerine yapıştırılır. Lamine Diş kaplaması acısız ve ağrısız bir işlemdir.

Daha Fazlası
20 Yaş Dişi

20 Yaş Dişi

20 Yaş Dişi Diş dizisinin en sonunda her iki tarafta bulunan, halk arasında 20lik diş olarak tabir edilen üçüncü büyük azı dişleri genellikle 18-20 yaşlarında çıkmaktadır. Ancak evrimsel sürecin bir sonucu olarak zamanla çene yapısında küçülme meydana gelebilir ve bununla birlikte 20 yaş dişleri sorun çıkarabilir. Kişiye sorun yaratmayan, çürümemiş, ağrı yapmayan, enfeksiyon oluşturmayan 20 yaş dişlerinin çekilmesine gerek yoktur, ancak kişinin ağız sağlığını tehdit etmeye başladığında eğer hekim uygun görüyorsa mutlaka çekilmelidirler. Özellikle çürük olan 20 yaş dişleri yanındaki komşu azı dişlerinin de çürüme ve diş etinde enfeksiyon oluşma sürecini hızlandırır. Bunda dolayı hekimler genellikle bir an önce çürümüş 20 yaş dişinin çekilmesini önerirler. Ayrıca yeterince hijyeni sağlanmamış 20 yaş dişleri, diş etinde enfeksiyon oluşumuna neden olur. Bu durum kişinin ağız sağlığını tehdit ederken, kötü ağız kokusu, ödem, ağrı gibi şikayetleri beraberinde getirir. Diş diziliminde ki çarpıklıkları gidermek amacıyla hekim tarafından braket takılarak uygulanan tedavi yöntemi öncesinde de gömülü olan 20 yaş dişleri çekilir. Çünkü ortodontik tedavi sürecinde kendine yer açmaya çalışarak diğer dişlere basınç uygulamaya başlar ve bu durum tedavinin başarı oranını büyük oranda düşürür. Bir diğer sorun oluşturduğu dönem ise protez tedavi sürecidir. Kişiye hayatı boyunca hiçbir sorun çıkarmamış olan gömülü 20 yaş dişleri protez tedavi planlaması yapılmaya başladığında, uygulama aşamasına geçilmeden önce mutlaka çekilmelidir. Çene ve kemik yapısında ileride oluşabilecek sıkıntılara karşı önlem olarak hekim tarafından genellikle kişiye tavsiye edilen bir durumdur. Nadir görülse de gömülü olan 20 yaş dişlerinin kişiye oluşturduğu diğer bir sorun ise kist oluşumudur. Bu durum belirti vermeyebilir ya da geç fark edilebilir. Geç fark edilen kistler kişinin ağız ve diş sağlığını büyük ölçüde tehdit eder. Diğer dişlerde hasar oluşumuna neden olabilen kistler bir an önce hekim tarafından temizlenir ve gömülü 20 yaş dişi çıkarılır. Sonuç olarak 20 yaş dişlerinin erken çekilmesi, kişinin ağzında oluşabilecek bir çok komplikasyonu önlemiş olacaktır.

Daha Fazlası
Bonding Tedavisi

Bonding Tedavisi

Bonding Tedavisi İngilizce kökenli bir kelime olan Bonding’İn kelime anlamı yapıştırma, tutturmadır. Son yıllarda estetik diş hekimliğinde en çok uygulanan tekniklerden biri Bonding tedavisidir. Bonding tekniği dişlere hiçbir işlem uygulanmadan estetik bir görünüme ulaşmayı hedefleyen bir tedavi çeşididir. Kompozit dolgu malzemelerinin dişe yapıştırılması ileyapılan bir işlem olan bonding kişiler arasında oldukça fazla tercih edilmektedir. Diş estetiğinde kullanılan diğer diğer yöntemlere nazaran Bonding çok daha uygun fiyatlı bir seçenektir. Kişinin ayrık dişlere sahip olması, dişlerinin istenilen renkte olmaması , istenilen görüntüye sahip olunmaması gibi durumlar da hekim tarafından tavsiye edilen, uygulaması oldukça kolay bir işlemdir. Bonding Tekniğinin avantajları nelerdir? Bonding uygulamasının hiç şüphesiz kişiye sağladığı en büyük avantaj uygulama öncesi dişlere herhangi bir işlem yapılmamasıdır. Dişleri küçük olan kişiler için hekim tarafından uygun görülmesi durumunda en iyi tercihlerden biridir. Kırık dişler bonding tekniği ile kolaylıkla tedavi edilebilir. Herkesin hayali olan bembeyaz dişlere sahip olunmasını sağlar. Diğer estetik diş işlemlerine göre oldukça düşük maliyetlidir. Bonding işlemi dişlere hasar vermediğinden dolayı, birden fazla kez tekrarlanabilmektedir. İşlem sonrasında dişler doğal bir görüntüye ulaşır. Bonding İşlemi gebelikte uygulanabilir mi? Bonding işleminin hamilelik döneminde uygulanıp, uygulanamayacağı bebek bebekleyen anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biridir. Bonding, hamilelik döneminde rahatlıkla uygulanabilecek bir işlemdir. Bebeğe hiçbir şekilde zarar yoktur ve hamilelik döneminde de başarı ile uygulanabilir. Yani hamilelik bu işlemi yaptırmak için bir engel teşkil etmemektedir. Bonding tekniği nasıl uygulanmaktadır? Bonding işlemi yaptırmaya karar verilmesinin ardından yapılacak ilk şey hekim ile birlikte renk seçimi yapmak olacaktır. Sonrasında dişlere işlemin tutması için gerekli olan tıbbi malzeme sürülerek, diş işlemin uygulanması için hazır hale getirirlir. Akabinde kompozitdişlere yapıştırılır ve lazer teknolojisinden faydalanarak sertleşmesi sağlanır. Sertleşme sağlandığında sıra şekillendirmeye gelir. Hekim tarafından şekiilendirilen dişlere cila uygulanarak bonding işlemi tamamlanır. Uygulaması oldukça kolay, acısız ve ağrısız olan Bonding uygulaması ortalama 30-60 dakika arası sürmektedir. Bonding işlemi sonrasında ilk 48 saat dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Bonding uygulaması yaptıran kişinin yaklaşık iki gün kadar renkli yiyecek ve içecek tüketiminden kaçınması hekim tarafından önerilmektedir.

Daha Fazlası